Erdoğan AKP üyelerini kürsüde açık açık uyardı! “Makamı ne olursa olsun…”

Erdoğan AKP üyelerini kürsüde açık açık uyardı! “Makamı ne olursa olsun…”

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada AKP’lilere dikkat çeken sosyal medya uyarısında bulundu. AKP’lilerin sosyal medyadaki paylaşımları için Erdoğan şunları söyledi:

“Bunu özellikle şunun için söylüyorum: Şimdi bakınız değerli kardeşlerim, sosyal medyanın da tesiriyle, etkileşim avcılığı denilen bir hastalığın hem toplumda, hem kamuda, hem de yerel yönetimlerde yayıldığını görüyoruz. Mahremiyet yok sayılırken, özel alan kavramı anlamını yitirmekte; görünür olmak, gündeme gelmek, tartışılmak insan onuru dahil her türlü değerin, her türlü hassasiyetin önüne geçmektedir. Ne pahasına olursa olsun gündem olma ve gündemde kalma kaygısı bir müddet sonra büyük bir kapana dönüşmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse bu kapana siyasetçiler de düşmektedir. Maalesef kendi arkadaşlarımızın bir kısmının da bilerek veya bilmeden bu ters akıntıya kapıldıklarına şahit oluyoruz.

Ne siyasette, ne de iletişim boyutuyla bize herhangi bir faydası olmayan, tam tersine partimize zarar veren bu tür yanlışlara karşı dikkatli olunması gerektiğinin altını önemle çiziyorum”

TEPEDEN BAKMAYIN UYARISI

Erdoğan, siyaset anlayışlarının merkezinde insanın bulunduğunu savunarak, “Bize göre siyaset millete tepeden bakan bir faaliyet alanı değildir. Aksine toplum siyasetin asli unsurudur, sahibidir, kurucu öznesidir” dedi.

Erdoğan, AKP’nin yalnızca kendisine oy verenlere değil, 86 milyonun tamamına hizmet etmekle yükümlü olduğunu söyledi. Erdoğan, “Seçmenden oy isterken müşfik, mütevazı ve saygılı ama milletten yetkiyi aldıktan sonra kibirli, üstenci, incitici bir tavır bizim tavrımız değildir” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, bu anlayışın partiye zarar verdiğini vurgulayarak şunları söyledi:

“Vatandaşın kalbini kıran, esnafa hoyrat davranan, icraat peşinde değil şov peşinde koşan bir yaklaşım belki muhalefetin siyaset tarzı olabilir ama bunu bizim tasvip etmemiz asla mümkün değildir.”

ERDOĞAN HANGİ AKP YÖNETİCİSİNİ UYARDI?

AKP’lilere “makam” uyarısı yapan Erdoğan, kamu gücünün sorumluluk bilinciyle kullanılması gerektiğini belirtti. Erdoğan, “Görevi, unvanı, makamı ne olursa olsun hiçbir arkadaşım şunu unutmasın: Hepimiz bulunduğumuz koltuklara milletin takdiriyle, tensibiyle geldik” dedi.

Erdoğan, hizmet makamlarının gösteri alanı olmadığını ifade ederek, “Millete hizmet yerleri gösteri alanı değil, sorumluluk makamlarıdır” diye konuştu.

Sosyal medyanın siyasette belirleyici olmadığını söyleyen Erdoğan, yüz yüze iletişimin önemine dikkat çekti.

Teşkilata “efendilik” uyarısı da yapan Erdoğan, “Biz efendilik taslamaya değil, millete hizmet etmeye, hizmetkarlık yapmaya geldik” dedi.

Bize göre siyaset millete tepeden bakan bir faaliyet alanı değildir. Aksine toplum siyasetin asli unsurudur, sahibidir, kurucu öznesidir. İster yerel düzeyde, ister tüm ülke sathında olsun siyaset felsefemizin temelinde insan vardır, insana saygı vardır. 86 milyonun her bir ferdi bizim nazarımızda eşittir, aynı değerdedir. Oy versin ya da vermesin, bizi desteklesin veya desteklemesin hiçbir ayrım yapmadan aynı derecede hizmete ve hürmete layıktır.

Biz siyaset yaparken de hizmet ederken de daima bu anlayışla hareket ettik. Karşımızdaki kim olursa olsun saygıyı elden bırakmadık. Muhatabımızı rencide edecek, incitecek, gönlünü kıracak hiçbir davranışın içinde olmadık.

Hazreti Mevlana’nın asırları aşan şu öğütlerini kendimize rehber eyledik: Sevgide güneş gibi ol. Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol. Hataları örtmede gece gibi ol. Tevazuda toprak gibi ol. Öfkede ölü gibi ol. Her ne olursan ol; ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

İşte bu anlayışla, işte bu ilkeler çerçevesinde sadece bize oy verenlerin değil 86 milyonun hizmetkarı olduk. Maruz kaldığı tüm saldırılara rağmen AK Parti’yi milletin gönlünde yıkılmaz kılan işte bu vasıflarımızdır. Bunları korumak ve gözetmek hepimizin asli vazifesidir. Seçmenden oy isterken müşfik, mütevazı ve saygılı ama milletten yetkiyi aldıktan sonra kibirli, üstenci, incitici bir tavır bizim tavrımız değildir.

Bunu özellikle şunun için söylüyorum: Şimdi bakınız değerli kardeşlerim, sosyal medyanın da tesiriyle, etkileşim avcılığı denilen bir hastalığın hem toplumda, hem kamuda, hem de yerel yönetimlerde yayıldığını görüyoruz. Mahremiyet yok sayılırken, özel alan kavramı anlamını yitirmekte; görünür olmak, gündeme gelmek, tartışılmak insan onuru dahil her türlü değerin, her türlü hassasiyetin önüne geçmektedir. Ne pahasına olursa olsun gündem olma ve gündemde kalma kaygısı bir müddet sonra büyük bir kapana dönüşmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse bu kapana siyasetçiler de düşmektedir. Maalesef kendi arkadaşlarımızın bir kısmının da bilerek veya bilmeden bu ters akıntıya kapıldıklarına şahit oluyoruz.

Ne siyasette, ne de iletişim boyutuyla bize herhangi bir faydası olmayan, tam tersine partimize zarar veren bu tür yanlışlara karşı dikkatli olunması gerektiğinin altını önemle çiziyorum. Vatandaşın kalbini kıran, esnafa hoyrat davranan, icraat peşinde değil şov peşinde koşan bir yaklaşım belki muhalefetin siyaset tarzı olabilir ama bunu bizim tasvip etmemiz asla mümkün değildir.

Görevi, unvanı, makamı ne olursa olsun hiçbir arkadaşım şunu unutmasın: Hepimiz bulunduğumuz koltuklara milletin takdiriyle, tensibiyle geldik. Milletimiz emaneti bizlere kendisine hizmet etmemiz, eser üretmemiz, refahını artırmamız için tevdi etti. Millete hizmet yerleri gösteri alanı değil, sorumluluk makamlarıdır. Vatandaşımızın karşısına çıktığımızda, esnafımızın kapısını çaldığımızda da görevimiz gereği kamu gücünü kullandığımızda da taşıdığımız emanetin ağırlığıyla mütenasip hareket etmek zorundayız.

Her zaman söylediğim gibi; mesele kalp kazanmak, gönülleri fethetmektir. Ru be ru (yüz yüze) iletişimin, yüz yüze etkileşimin, sıcak ve seviyeli bir hasbihalin yerini hiçbir dijital platform, hiçbir uygulama alamaz. Eğer öyle olsaydı bugün siyasette durum çok farklı olurdu. Eğer öyle olsaydı bu millet her seçim öncesinde bize siyasi ömür biçen o çok bilmişleri ters köşe yapmazdı. Eğer öyle olsaydı siyaset ve toplum mühendisleri amaçlarına ulaşmış olurdu. Eğer sosyal medya rüzgarıyla seçim kazanılsaydı, bugün iktidarda da, Cumhurbaşkanlığında da başkaları olurdu.

Teşkilatımızdaki hiçbir kardeşim şunu aklından çıkarmasın: Biz efendilik taslamaya değil, millete hizmet etmeye, hizmetkarlık yapmaya geldik. Bu minvalde, bu istikamette yürümeye de devam edeceğiz.

Değerli kardeşlerim, bir taraftan şehirlerimizi abat etmek için canla başla çalışırken diğer taraftan da siyasi rakiplerimizle gereksiz polemiklerden uzak duruyoruz. Muhatabını karalamak, kötülemek, muhatabının acziyetinden rant devşirmeye çalışmak bizim siyaset tarzımız değildir. Bizden kayıkçı kavgalarının parçası olmamızı bekleyen beyhude yere bekler. Biz iş yapmanın, taş üstüne taş koymanın derdindeyiz. Biz eser ve hizmet siyasetimizle yeni gönüller kazanmanın peşindeyiz.

Tabii burada şunu da açıkça dile getirmekte yarar görüyorum: Gerilimden, kamplaşmadan kaçınmamız, insanımızın hak ve hukukunun çiğnenmesine kayıtsız kalacağımız anlamına asla gelmez. Biz milletten icazeti sadece hizmet için almadık. Aynı zamanda yıllardır ötelenen, örselenen, kendi öz yurdunda oraya buraya itilen kardeşlerimizin haysiyetini, izzetini, özgürlüklerini savunmak için de aldık. 28 Şubat döneminde darbecilerin gadrine uğrayan insanlarımızın bir daha aynı zorbalığa maruz kalmaması için de milletimizden yetki aldık.

23 yıldır bu konuda çok büyük hassasiyet gösterdik. Ne bir başkasının hayat tarzına müdahale ettik, ne de kendini bu ülkenin sahibi gören küstah azınlığın hayat tarzı dayatmasına müsaade ettik. Ne bir başkasının inancına karıştık, ne de jakoben zihniyetin günümüzdeki temsilcilerinin insanımızın inancına karışmasına eyvallah ettik.

Buna rağmen artık eskisi kadar olmasa da zaman zaman sesi çok çıkan kibir abidelerinin, sessiz çoğunluğu susturma, yıldırma, tedip ve tehdit etme girişimlerine şahit oluyoruz. Bunlarla mücadelemizi hukuk ve demokrasi zemininde sürdürüyoruz. Hükümet olarak, 2024 Türkiye’sinde halen 28 Şubat döneminin özlemiyle hareket eden, bu ülkeyi tapulu mülkü gibi gören baskıcı zihniyetin tekrar canlandırılmasına izin vermeyeceğimizin bilinmesini istiyorum.

İlkemiz bellidir; inanç özgürlüğü anayasamız tarafından güvence altına alınmıştır. Dahası, 86 milyonun yaşam tarzı bizim teminatımız altındadır. Kimse bir başkasına dayatmada bulunamaz, üzerinde baskı kuramaz. Küçük, dar bir zümre, laiklik kavramını istismar ederek bu millete yaşam tarzı dikte edemez.

Şunu da burada açık açık ifade ediyorum; eskiden olduğu gibi bir avuç müstekbirin topluma parmak sallayarak azarladığı, kadınları kılık kıyafetine göre ayrıştırdığı, Anadolu insanını irticacı, gerici, yobaz diyerek tahkir ettiği günler artık geride kalmıştır. Eski imtiyazlarını, eski nobranlıklarını özleyenler boş durmasa da biz bu görevlerde olduğumuz müddetçe o karanlık dönemlere inşallah bir daha asla geri dönülmeyecektir. Bu ülkede hiç kimsenin saçından, sakalından, çarşafından, cübbesinden, başörtüsünden dolayı aşağılanmasına, hakarete uğramasına, kendini dışlanmış, kendini ötelenmiş hissetmesine kesinlikle göz yummayacağız.

Türkiye’yi büyütmeye, Cumhuriyetimizi büyütmeye, hak ve özgürlükleri her bir vatandaşımız için genişletmeye, 86 milyonun tamamını bir, beraber ve eşit görmeye devam edeceğiz.

Rabbim yâr ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, Genişletilmiş İl Başkanları Toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bugüne kadar verdiğiniz emekleriniz ve bundan sonraki çalışmalarınız için her birinize tekrar teşekkür ediyorum. Şehirlerinize döndüğünüzde oradaki vatandaşlarımıza ve teşkilat mensuplarımıza selamlarımı iletmenizi sizlerden istirham ediyorum. Ve bugün aramıza katılacak olan belediye başkanlarımıza da ailemize hoş geldiniz diyorum. Ve sizleri Allah’a emanet ediyorum.

The post Erdoğan AKP üyelerini kürsüde açık açık uyardı! “Makamı ne olursa olsun…” appeared first on Kilis Egitim.